BABAMA MEKTUP…

  • Yazının Tarihi: 12 Ekim 2016
  • Yazar: Ayhan Akbaba
  • Bu yazı 1649 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

BABAMA MEKTUP…

Sevgili Babacığım… Bugün bizi boynu bükük bırakıp gidişinin altıncı günü. Allah’a binlerce hamd olsun ki herkes arkanda Karakoçan bir çınarını daha kaybetti dedi, bizde seni annem için diktiğim ve gözüm gibi baktığım o çınarın altına gömdük. Yine Allah’a hamdolsun ki, sen o mezarın başına toplumun çeşitli katmanlarından yüzlerce insanı topladın. Karakoçan’ı Karakoçan yapan her düşünceden ve her mezhepten farklı renklerin o bir arada yaşama birlikteliğinin küçük bir mahşerini yaşattın bize. Acıyı, kederi ve sevinci birlikte paylaşmanın o engin Karakoçan güzelliği, o gün mezarının başında ve taziyende buram buram kokuyordu. Buradan taziyemize gelen, telefon açan, mesaj gönderen ve acımızı paylaşan herkese teşekkür ederim.

Hacı Baba… Yokluğun içimizi ne kadar çok yaksa da, bir başımıza kalınca kuytu köşelerde damlalar süzülsede gözlerimizden, ben senden sonra ki bu gecelerde sırt üstü yatağa düşünce tebessüm ediyorum adeta. Çünkü o gün seni kepçeyle gömmedik. Ah Baba ahhh… Kepçeyle ölülerimizi gömme huyumuz batsın.

Güzelliklerle dolu Karakoçan’a bu hiç yakışmıyor ve bu çirkin işin kalkması için kimse çaba göstermiyor. Hala inanamıyorum ve gerçekten tüylerim diken diken oluyor, o en sevdiğiniz varlığınızı toprağa verirken, yapmanız gereken o son görevi, kepçenin yapmasına bir türlü anlam veremiyorum. Evet Baba, şükürler olsun üstüne toprağı örtme görevimizi kepçenin o soğuk dişlerine teslim etmedik. Orda insanlar tonlarca toprağı küreklerle üstüne atarken, içlerinde hakkım sana helal olsun veya hakkını bana helal et deme fırsatını buldular. Annemde bunu yaşadık, sende de yaşadık, hamdolsun.

Ha birde Baba, tıpkı senin dediğin gibi vefatının üçüncü gününde taziye evini kapatırken mevlit yemeği israfına girmedik. Kim ne derse desin, ister babaların yemeğini veremeyen evlatlar desinler, ister cimri desinler inan hiçte umurumda değil. Aynen seninle konuştuğum gibi, o yemeğin parasından fazlasını tespit ettiğimiz fakirlere, talebelere ve bir miktarda camilere verdik, hamdolsun. Onların o çilekeş yaşamlarına bir nebzede olsa katkı sunmanın mutluluğu senin acını bastırıyor ve ben şuan o mutlulukla ayakta duruyorum. Önceleri bunu çok söyledim, toplumumuza dayatılan bu israf yemeği yerine, o miktarı veya fazlasını fakirlerimizle paylaşırsanız belki de acılarınız bir nebzede olsa hafifler diye.

Ben o miktarı dağıtırken soğuk kış günlerine gireceğimiz bu hazan mevsiminde onların gözünde ki o sevinci ve parıltıyı gördüm. Zenginlerimiz arasında bir buçuk saatte bitecek mevlit adı altında bir israf yemeği yerine, fakirlere kış boyu yetecek kadar kuru erzak almalarına vesile olduğun için mutluyum. Bu yolu bana açtığın için Allah senden binlerce kez razı olsun. Kim bilir belki de senden dolayı bazı fakirlerimizde kendine gelir de onca borcun altına girerek farz ve sünnet olmayan israflı ritüellerden vazgeçerler.

Evet, son yıllarda özellikle ilçe merkezinde, kepçeyle cenazesini defin ettirmeyen ve taziye evinde mevlit yemeği israfına girmeyen ender ailelerden biri olduk, hamdolsun. Umarım ve dilerim hep içimi acıtan bu iki konu hakkında toplumumuz biraz daha duyarlı olur ve herkes bunu konuşur da, bizde yavaş yavaş bundan sıyrılırız.

Evet Baba… Sizler burada ki imtihanı tamamladınız. Allah sana ve tüm ölmüşlerimize merhametiyle merhamet etsin.

Dünya ise, yine bıraktığın gibi, biz büyüklerin yarattığı kan gölünde öldürülen savunmasız kadınlar, katledilen mazlumlar, paylaşılamayan yeraltı kaynaklarından dolayı kan havuzunda yüzen çocuklar, din ve dil adına yapılan vahşet vs vs… Sizden evvel hayat çok güzeldi, siz KARAKOÇAN İNSANI zamanında nispeten güzeldi, biz ve bizden sonraki nesilleri nasıl bir sonun beklediğini bilemeden, okyanusa yelken açmış bir bilinmezliğe doğru gidiyoruz.

Şuan mezarının başında sana yazdığım bu mektuba son verirken, seni ve annemi en kalbi duygularımla selamlıyorum, Allah size merhamet etsin. En kısa zamanda buluşmak ümidiyle bulutların üstünde kalın sağlıcakla…

Ayhan AKBABA
12 Ekim 2016

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Sevda
    13 Ekim 2016 00:35

    Allah rahmet eylesin cok duygu dolu bir mektup yazmış sin ayhan bey ve harika bir ilki başarmışsıniz hem fakir fukarayi sevindirmek hem guzel duygu dolu bir mektup yazmak babasizlik bilirim o duyguyu 😢elbetteki rabim sabrında veriyor ama eksikliği dolduramiyor hiç birsey babasizligin…

Bir Yorum Yazın