BİR ZAMAN GARI – BİR KUŞ

  • Yazının Tarihi: 3 Mart 2015
  • Yazar: Ferhat Kerem Çiçek
  • Bu yazı 993 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

BİR ZAMAN GARI – BİR KUŞ

Bugün benim doğum günüm. Katışıksız bir dua ile dilek mi tutacağım ? Hadi o zaman! Penceremdeyim, gözlerimi kısarak sonsuzluk diliyorum ve en uzaktakinin yakınına uçsam hani bir göz açıp kapamışlığımda diyorum. Aslında şu dolu dizgin hayatımla griye boyanmış gökyüzünde kanatlanan bir beyaz kuş olmak vardı ya. Bilmem kaç defa kanat çırpardım sırf bir göz hizasında göğü ve yeri birleştirmek için ufukta. Uçarak sonsuzluk dilerdim. Bu yaşıma geldim ama hala bir kuş gibi olamadım. Yıllardır ama yıllardır insanım.

Günlerden bir gün; hüzünlerimi aklımdakiler ile sakladıklarımı sakındıklarım ile buluşturuyorum. Çocukluğumu yaşlılığım ile yüzümü gökyüzü ile yüzleştiriyorum. Doğarken çizilmiş hayat çizgilerimi el çizgilerim ile birleştiriyorum. Tevellüd’den bu yana zaman tamirhanesine uğrayıp aynalarımı yenilemek istiyorum. Ben gökyüzüne tutulan aynalardan da sonsuzluk istiyorum. Nedense içimde küçülüyor bu şehir ve ben düşlerimi sığdıramıyorum. Sonsuzluk demişken sonları da düşünmek yoruyor tabi ki beni. Güven vermeyen bir son var iken, hani aşklarda satılmaya başlamış iken, ben satılıkların içinde isem neden hala antika değerinde olamadan elden ele dolaşıyorum. İnsanım diye mi? Ki ben sonsuzluğun içinde bir kuş olmak istiyorum. Uçsuz bucaksız gökyüzünde hiç kuş biter mi? Bitsin istiyorum, h,i değilse bittikleri sandığım bir günde kuş olsam diyorum. Bu öylesine bir istek ki, imkansız olsa bile bazı kimseler anlayacaktır beni. Bu aralar insanların yanında hiç olmadığım kadar mutsuz oluyorum. Bana mutluymuşum gibi bakmayın. Ben mutluyken bile hüzünlü duruyorum. Mizacım mı böyle? Hiç sanmıyorum. Sadece belki’lerimi belli ki’lerimle değiştiriyorum. Farkındayım; bir kuş olamam belki, ama niyet belli ki kuş bir gibi olmak istiyorum. Kararlıyım, gitmeliydim buralardan zamanı her geldiğinde, işte şimdi o zamanı tekrar getiriyorum. Gördüklerimden mütevellit ‘’Girilmez’’ biliyorum bütün levhaları, ‘’Gidilmez’’ yazılanına hiç rastlamadım. Gideceğim ya yalınayak ya da uçarak. Belki uçmadım hiç ama belli ki korku da yok. Belki yalınayak da gidilir ama belli ki iz kalır. En iyisi gittiğimi görmeseler, bilmeseler en güzeli bu olur.

Artık kalbim bir yolcudur. Yaşanmışlıkların sessiz kesilen bileti vardır. Kaybedişlerin sessiz hediyesi de işte budur. Kuş kanadında bir yalnızlık yükü, gök griliğinde beyazsızlığın hüznü. Beyaz bir bulutsuzluk… Böylesi yalnızlığı hiç uçurmamıştım daha önce. Kocaman yalnızlık küçücük bir yüreğin yorgunluğundan doğmuşçasına. Ellerim kanatlanmış, saçlarımı yele salmış, gözlerim ele dalmış gidiyorum. Doğduğum güne bunca yıl göz kırptım ama anlamadı. Bu sefer haber saldım beni götürüp doğursun başka topraklarda. Hani ya yeniden doğmak için ölmek de gerek. Hayatımı yordum, bak eli yüzü kan revan içinde, aklı yüreği kırık dökük. Ağlayıp sızlamaktansa ölmem gerek. Yeniden doğmam için öldüm say beni. Yas tutarak geçecekse günlerim, yakacaksa en uzaktaki umutları ayrılık ateşinden çıkan kıvılcım, hüznüme hep hüzün denk gelecekse, kazanan hep karanlıklar olacaksa gecelerce, yaralardan daha acıtan yara olarak kalacaksa sözlerin, kabuklarımı iyileştiremeyecekse güneşlerim ben bu siyahı sevmedim. Çığlığım götürsün beni sonsuz beyazlara. Dileğim bu işte; ben bir beyaz kuş olmak isterim.

Bir Yorum Yazın