BATARYASI HASARLI ŞARJI BİTİKLER

  • Yazının Tarihi: 16 Şubat 2015
  • Yazar: Kadri Kulualp
  • Bu yazı 1145 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

BATARYASI HASARLI ŞARJI BİTİKLER…

Haftalardır sistem ve taktiksel dizilişle ilgili serzenişlerde bulunuyor, elimizdeki imkânları doğru şekilde kullanamadığından yakınıyordum Ümit Özat’ın… Bugün dikkatlerinizi çok başka bir yere çekmek istiyorum.

Ligin 20. haftası geride kaldı. Elazığspor’un zihinlerde yer eden en iyi performanslarını hatırlamaya çalışıyorum… En tepeye 2-1 kazandığımız Adanademirspor maçını, arkasına 1-0’lık Bolu galibiyetimizi, son olarak da 2-0’la geçtiğimiz Alanya deplasmanını koyuyorum.

***

65 dakika boyunca bir kişi eksik oynadığımız Demirspor karşılaşmasında, aslanlar gibi mücadele eden bir takım vardı sahada… Rakip stoperlere Tosun-Kayalı ve Noyan’la hücum pres yaparak oyun kurmalarına müsaade etmeyen, pas koridorlarını keserek Oğuzhan ve Hurşut gibi etkili kanat kullanıcılarını pasifize eden bir takımdık. Ön tarafta kurduğumuz pres hattının aşılması halinde topun arkasına geçiş süremizin kısalığı, savunma dozajımızı yukarıya çekiyordu.

Kibong-Ali Dere ile Emre Kılınç-Prijoviç bağlantısını koparan, pozisyon kıtlığı yaşasak da rakibe organize olma fırsatı tanımayan bir savunma önü 3’lümüz vardı. Oksijen deposu zengin olan takımın 70’lerden sonra kilidi açan formülü elbet bulunurdu ve Çakır’ın penaltısı ile mağlup etmiştik Bolu’yu…

Giresun mağlubiyetinin acısını Alanya’dan çıkarırken, ilk defa 11’de forma şansı bulan David’in Kayalı ile uyumunu ve Çakır’ın zirve yapan formunu yazmıştık. Tabi İvesa’nın yüksek performansını da…

***

O günden bu yana köprünün altından çok sular geçti. Bes berrak denizimiz kirlendi..!

Sezon başında bulamadıkları çalışma ortamını devre arası kamp döneminde yakalayan oyuncu grubundan ligin ikinci yarısı için fizik kalitesi yüksek, kondisyonu ve uyumu tavan yapmış bir görüntü bekliyorduk. Antalya maçıyla birlikte Ümit Hocanın sistemsel-taktiksel tercihlerini ve erken oyuncu değişiklikleriyle birlikte maçın son 30 dakikalık dilimine kozlarını tüketmiş şekilde girmesini eleştiriyorduk. Puanla döneriz dediğimiz Karşıyaka deplasmanında, basit hatalar ve kaçırdığımız penaltı ile sahadan puansız ayrıldık. Mücadele gücümüzün geriye gittiğini acı şekilde gözlemledik.

Şanlıurfa maçı tüm bu kara tablonun aksine umutlu başladı. Ümit Hoca 3’lü ön libero hastalığından vazgeçmiş, Kayalı-David sistemine dönmüş, bu pozisyonda kullandığı serbest alan kontenjanını ön tarafa kaydırarak Zeki’nin formasını Taner’e teslim etmişti. Sol tarafa ise Traore’yi atmıştı.

Oyuna istekli başladık. Taner Yalçın forvet arkası alanda iyi işler yaptı. Duran topları etkili kullandı ve takımını doğru şekilde yönetti. Hamidou Traore, Göksu ve Ekrem Dağ’ın kanadını iyi kapattı, Kalkan ile birlikte firesize yakın oynadılar. Traore’nin fizik kalitesi ve sürati henüz istenilen seviyede değil… İhtiyacımız olan yırtıcı oyun karakterini de taşımadığını söylemeliyiz. İzzet’in yerine tercih edilen Hakan Bilgiç, sürekli olarak kanat değişerek oynayan Zenke ve Ekrem’den tehdit almadı. 4, 9, 24, 27, 37 ve 45’de kaleyi bombardımana aldık. İlk yarı süresince rakibe pozisyon şansı tanımadık. Oyun momentumunu sadece 10-20 dk. lar arasında Urfa’ya kaptırdık.

İkinci yarıya Traore-İzzet değişikliği ile başladık. İzzet beke, Hakan önüne geçti. Veli’nin atıldığı pozisyonda Çakır’ın penaltısı ile öne geçtik. Maçın başından beri kulübesine girmeyen Osman Hoca’nın kolunu kanadını kırmıştı bu gol… İşi artık çok zordu. Hem skor hem de sayısal anlamda geri düşmüşlerdi. Aklıma İzzet’in 65’de atıldığı Kayseri deplasmanı gelmişti. Bir kişi eksilmenin ne kadar önemli olduğunu tecrübe ettiğimiz o gün… A.Demir maçında da 65 dakika 10 kişi oynamamıza rağmen oyuncu grubunun fizik kalitesi ve mücadele gücü bizi zafere taşımıştı.
Öne geçtikten sonra iki top yapamadık, oyuna vites küçülterek hükmedemedik. Topu dolaştıramadık, rakibi üstümüze çekip kontra hücumlarla öldürücü darbeyi vuramadık. Sakin kalamadık, yardımlaşmayı unuttuk. Performans indeksi açısından yukarıda anlattığım A.Demir, Bolu ve Alanya maçlarının yarısını bile yakalayamadık. Çakır sahada yokları oynadı, Cangele topla birlikte 3 kişinin arasına daldı aynı şekilde defalarca kaptırdı, Kayalı eski günlerini arattı… Bilica Antalya’dan bu yana zaten malumunuz… Kendi kalesine attığı golden çok o pozisyonda Mücahit’le konuşmamaları daha bir sinir bozucu… Anlaşılan o ki devre arasında takım iyi çalışmamış… Kamp değil tatil yapmışlar…

***

6 maçlık galibiyet hasretini mali sıkıntılara ve transferlere bağlamasın kimse… Antalya’yı deplasmanda deviren, senin 7 haftada toplayamadığın puanı 2 haftada biriktiren ve yaş ortalaması 19-20 olan, piyasa değeri 20.000 TL’lik bir Orduspor varken… Mücadele etmez, yardımlaşmaz, fizik olarak kendini hazırlamaz ve saha içinde varını yoğunu ortaya koymazsan başarısızlık kaçınılmaz hale gelir… İşte o zaman beyninin istediklerini ayaklarına yaptıramazsın. Islık yersin, protesto edilirsin, istifaya çağrılırsın…

Ne acıdır ki;

Taraftar Mücadele Etmeyene (Ettirmeyene) Hiç Acımaz…

Bir Yorum Yazın