Bir Zaman Garı – Deliyim Ben

  • Yazının Tarihi: 11 Şubat 2015
  • Yazar: Ferhat Kerem Çiçek
  • Bu yazı 1148 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bir Zaman Garı – Deliyim Ben

Bir arasâta kira ödeyenler gibi, biz de boş bir yüreğe aşk ödedik be Azizim. Karşılıksız, mukavelesiz. Gerçeği yazmak sanal bir hayıflanmak mı bilemedim ama bilemeden de bunu hissedebildim. Oysa ki böyle teminatsız gülümsemelere hayatımda çok tesadüf etmiştim. Nesine kandım çözemedim. Bil ki aşk mezarlarıdır şu tebessümden doğan gamzeler… Birbirlerini defalarca aldatıp aldanıp ihanete bedel ödeyenlerin gömüldüğü yer, gözlerden inip harice bakmadan aldanıldığı, ağlatıldığı ve oracıkta terkedildiği dipsiz bir uçurum kenarı bu yer. İki nurun arasından inerken dikkat et, oracıkta saklanmış bir pusu! Kûhlerden ha düştün ha düşeceğin bir düş yeri bu yer.

Bilmelisin ki Azizim hiç bir aşk kurak geçmez. Hiçbir aşk kurak geçmez yanaklardan süzülürken ab-ı çeşm ve dudakların kıvrılmışlığı gözlerin rahmetine muhtaçlığındandır. Bir damlanın düşüşüne avuç açmış susu’zu’yordur meramı. Kimisi için de her gözden düşene kahkahadır bu aşk. Delirtirken delirmeden bir kahkaha bu. Ha bu arada, yalnızca iyilermiş hep deliren. Tüm tebessümleri, gülüşleri ve sesleri bir mıh gibi çaktın mı aklına; hasıl-ı kelam mutsuzluğun tablosudur asılı kalacak olan duvarında. Mahreminin sergisine hoş geldin. Sanırım deliriyorsun. Böylesi deliren adamların, kadınların yolculuk kılavuzudur mutlaka aşk. Kim demiş aşkın kitabı pinhandır. Yol uzun, kim bilir belki de ehl-i aşkların payanına gidilecektir. Kim istemez ki hengamı bahar olsun bu yer. Ama yok ! Öyle hasb-el mevsim değildir aşklar. Bir mevsimin sonlarında tebessüm gamzesini, gözler kirpiklerini, akıl şuurunu, eller ellerini, dudaklar kelimelerini geçtiği andır bu delilik. Delirmek istiyorum. Vakit geçti ve aklımdaki kesiğe ram olmuş aşkın gözyaşı tuzu karışmıştır artık. Bir damla yaştan dem vururken, aklımın canını ne kadar acıtıyorsa bu sızı, sızıma bin sızı daha ekledim ve acıttım canımı.

Mecnun bir haletiruhiyenin aguşundayım. Nerden başlarsam başlayayım, bil ki ne Âdem’den önce gördüm ne de Havva’dan önce sevdim seni ben. Öyle hayretler içinde bakma yüzüme, tanıyamazsın. İşte öylesine bir deliyim ben. Nereye gidersem gideyim tanıdık gelmeyecek artık isimler, benzemiyor olacak aradığın yüzler, baktığım gibi bakamayacak o gözler. Nasıl ararsan ara ben bana çok benziyor oluşları kabullenemem bundan sonra, işte öyle bir deliyim ben. Senin olsun benzeyen şehirler, sokaklar ve başka el’ler. Ben başka şehirlerden, sokaklardan ve el’lerden döneceğim yurduma. Kaybedeceksin sonunda ki ramak kalmıştır yolun sonuna. Bulunmaz Hint kumaşı örtüneceğim üstüme, bulmana müsaade etmeyeceğim, işte böyle bir deliyim ben. İlk defa böyle oldum, ilk defa böyle hissettim ve ilk defa acı değildi. Zor oldu güç oldu ama korkmadan, titremeden, ağlamadan, zamanla çatışmadan, gözler ile bakışmadan, aklıma bir mıh gibi çakılmadan yavaşça, usulca düştüm yaprak misali o tebessümünden.

Şimdi aklımı emanet bırakıyorum yüreğimi sarıp sarmaladığım bir duanın avucuna. Ölümü hissede ede gidiyorum hiç bir elin titremeden yazılabileceği herhangi bir hikayenin kahramanı olmaya. Korkusuzca hiçbir cümlenin arkasına sığınmadan rengimi akıta akıta yazıyorum buraya. Bu hayatta tek bağımlılığın sen olmadığına inanarak bağlı kalacağım inancıma. İşte öyle bir deliyim ben…

Bir hikayenin kahramanı olmaya giderken öleceğim, işte öyle bir deliyim ben. Hikayesi bitmeyenlerden misin sen ? Benim hikayem şimdi bitti. İşte öyle bir deliydim tevellüd’den gelen ve işte öyle bir deliyim mevt’e giden ben.

Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • meral
    11 Şubat 2015 18:05

    hocam tebrık ederım,cok etkılendım ,guzeldende öte.

  • Ferhat Kerem
    12 Şubat 2015 08:27

    Teşekkürler Meral Hanım. Allah razı olsun

Bir Yorum Yazın