Lâl Kırmızısı Hikayeler Karşısında Lâl Oluşlarım

  • Yazının Tarihi: 20 Aralık 2014
  • Yazar: Filiz Kılıç Sağlam
  • Bu yazı 1425 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Lâl Kırmızısı Hikayeler Karşısında Lâl Oluşlarım

‘Bir okulun en neşeli en canlı en keyifli yeri neresi?’ diye sorsanız, ‘rehberlik servisi ve psikolojik danışma birimi’ derim. Yine bir okulun en dertli yeri neresi diye sorsanız aynı cevabı veririm. Odam; canım yoldaşım, biricik sırdaşım. Bir dile gelsen de konuşsan, o küçücük bedenlerin ne ağır yükler altında ezildiğini, o parlak boncuk gözlerin nasıl bir yağmur bulutundan daha çok damla taşıdığını… Bizler için komik bir lakabın nasıl günlerine aylarına mal olduğunu, nasıl o kelime yüzünden kendi içine hapsolduğunu, günden güne solduğunu. Dile gelse de anlatsa keşke bu duvarlar, bu odada daha neler neler var, bu odada lal kırmızısı hikayeler karşısında lal oluşlarım var.

Bu odada neler gördüm? Anne ile baba tartışınca, okula gelen çocuğun, çantasından ağır bir yüreği olduğunu. anne baba ayrılınca avuçlarında parçalanmış bir ailenin ruhsuz bedeniyle yol aldığını, annesinin gördüğü şiddeti anlatırken, babası yerine utanıp girecek delik aradığını…. Anneciğinin sesine hasret çocukları, babasının varlığından haberdar olmayan kuzucukları… gözünün gördüklerini anlamlandıramayacak kadar küçücük yürekleri … Dışarıda nasıl bir izlenim bırakıyoruz derdinden yanıp tutuşan anne babaların ezik silüetleri, Kurstan kursa koşturulan güya ilgilenilen zengin çiçekleri… Odamın neleri yok ki? sınav stresinden saçını başını yolan kel adayları, sınıfta söz alıp konuşmayı evrenin en zor şeyi sanan panik atakları, Kardeş kıskançlığından deri değiştiren kurtlu böcekleri, bir sivilce ile dünyası kararan ergenleri…

Var arkadaş var, dışarıda ne varsa bu odada da o var. Bu oda dışarının bir aynası, yetişkinlerin bile güçlükle baş edebildikleri sıkıntıların problemlerin çocuklar için anlamlandırmaya çalışan birileri var. O büyük sorunları küçültüp yüreklerine ağır gelmesin diye yarısını sırtlayan birileri var. Gözyaşlarını bir silen, sarılıp öpen, onlarla dertlenip onlarla kederlenen birileri var. Keşke o minik bedenler, dünyanın büyük dertleriyle karşılaşmadan büyüse diyen birileri…

Varsa etrafımızda bir çift minik göz, bize aşağıdan bakan bir şirin cüce, adı komşumun çocuğu, yeğenim, oğlum, kızım, öğrencim hiç fark etmez, Sevmekten başka her şeyi onlar için bir kere daha düşünelim yaşamadan önce. Onların yanında yaşanan her şey, onların boyunu aşmasın diye diz çökerek, onlar taşıyabilsin diye daha küçük, sesler biraz daha kısık. Dertler yüreklerini hiç yormasın, onların gözünde bir damla yaş olmasın temennisiyle ….

Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • salime
    20 Aralık 2014 10:28

    Güzel rehber öğretmenim küçük dev adamları öyle güzel yerinde anlatmışsın ki yüreğine sağlık inş sayende bizler de o küçüklerin kocaman bir birey olduğunu anlayabiliriz teşekkürler Filizim.:)

  • oznur
    20 Aralık 2014 14:09

    Yüreğine kalemine saglik canım arkadaşım benim… Öyle güzel kaleme almışsin ki zevkle okudum ve her kelimesinin ne kadar da doğru olduğunu söylemek istiyorum. O minik bedenlerin taşıdığı o koca yuk ancak bu kadar guzel ifade edilebilirdi… Diğer yazılarını da sabırsızlıkla beklicem. Kolay gelsin filizim…

Bir Yorum Yazın