Lise Yılları-2

  • Yazının Tarihi: 20 Kasım 2014
  • Yazar: Ayhan Akbaba
  • Bu yazı 1107 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Lise Yılları-2

Önceki lise yılları adlı yazıda; okuyan, irdeleyen, sistemi sorgulayan ve siyasi duruşu olan arkadaşlardan bahsetmiştim. Evet, o yıllarda gerçekten de okuyan bir nesil vardı. Belki sistemin hoşuna gitmiyordu. Okuyan insan nedense hiç hoş karşılanmıyordu. Toplum nazarında okumak derken daha çok ders ve diploma amaçlı bir bakış açısı vardı. Kitap okumanın getireceği sıkıntılar ve evlat kaybetme korkusu vardı. Eğer okuyorsanız, sistemle başınız beladaydı. Siz kafanızı kuma gömdüğünüz müddetçe bir sıkıntı yok idi. Liseliler olarak siz düşünemezsiniz, siz yorum yapamazsınız veya sizin kavrayabileceğiniz işler değildir diyen bir bakış hakimdi…

Evet okuyorduk. Hem de ciddi ciddi okuyorduk. Bazı arkadaşlar İslami söylemi ve duruşu olan kitaplar okuyorlardı. Bazı arkadaşlar sol veya sosyalizmi okuyup irdeliyordu. Durum bu olmasına rağmen, aradaki görüş ve bakış farklı farklı olmasına rağmen, okunanların kırmızı çizgileri yoktu. İslami kitapları okuyanlar çok rahatlıkla dünya klasiklerinde bir Emile Zola’yı, bir Dostoyevski’yi, bir Maksim Gorki’yi, bir Victor Hugo’yu, bir Goethe’yi veya bir Tolstoy’u okuyup anlatabiliyordu. Hatta bir adım ötesine gidip Karl Marx’ın Das Kapital kitabını irdeleyip, çıkarım yapabiliyordu. Das Kapital’in doğrularını paylaştığı gibi aynı zamanda bu kitaba rahatlıkla eleştiri yapabilecek kadar bir bilgeliğe ulaşabiliyordu. Bu durum o kadar ileri bir derecedeydi ki, bir Mustafa Ekici Ağabey’imin, bir Ender Çelik kardeşimin, bir Sezgin veya bir Ahmet kardeşlerimin okuduğu o sol içerikli marjinal kitapları, bu işin edebiyatını yapan ve bir çok sol söylemi olan arkadaşlardan çok daha ilerdeydi. Bu arkadaşlar korkmadan, çekinmeden okudular ve bu okudukları şeyler onların eline yapışmadı. Onların okuduğu o sosyalizm içerikli kitapları bir çok solcu arkadaşımız okumadı. Tabi gönül isterdi hiçbir ön yargı olmadan, o sol söylemi olan arkadaşlarında rahatlıkla bir Şehit Dr. Ali Şeriati, bir Şehit Seyyid Kutub’u okumaları veya Kuran’ı ana kaynağından okuyup irdelemeleri idi. Tabi ki okuyanları da olmuştur.

Ben o liseli yıllarda Karşıyaka Mahallesi’nin en kuytu öğrenci evinde devrimci sol arkadaşla tartışa biliyordum. Mazgirtli bir ateist ve sosyalist olan Naki Yoldaş’la oturup saatlerce onun Das Kapitaline karşılık Kuran’ın bakışını ortaya koyabiliyordum. O dönemler sokaklarımızda huzurun olmadığı ve akşam olunca herkesin evine korkudan çekildiği yıllardı. Kendi evinde misafirperver olan, namaz kılmam için kendi ceketini yere seren ve gecenin bir yarısında bana köprü caddesine kadar güvenlik nedeniyle eşlik eden Naki Kardeş idi. O dönem oralar kurtarılmış bölge idi. Ben uzun yıllar geçmesine rağmen o arkadaşı çok özledim ve asla unutmadım, unutamadım. Dersin arada bir aşk vardı (bu aynı zamanda Naki Yoldaş’a bir yemek davetidir)…

Gerçekten bugün düşünüyorum da liseli kardeşlerim bugün ne yapıyorlar? Nasıl bir birliktelikleri var? Acaba bugün liseli kardeşlerimiz okuyorlar mı? Gördüğüm kadar durumları hiç iç açıcı değil. Hayatları sanal ve sosyal aleme sığışmış durumda. Tam bir karamsarlık, doyumsuzluk ve zevksizlik hakim. Kimse halinden memnun değil. Gönül isterdi ki okul çıkışlarında ellerinde birer kitap ve bunu konuşuyor olsalardı.

Değerli liseli kardeşlerim; okuyun, her ne okuyacaksanız okuyun. Oturun, okuduklarınızı tartışın. Harçlıklarınızla bazı kitaplar alın. Bunu arkadaşlarınızla paylaşın. Hayat sandığınız kadar uzun olmayabilir. Bazı şeyleri isteseniz de bir daha yaşamayabilirsiniz. Elbette derslerinizi ihmal etmeden yapın. Bu şahıs, bu kitap veya bu görüş değil, her neyi seviyorsanız, her neye yakınsanız onu okuyun. Karşınızdakini anlayın. Görüşlerine saygı duyun. Oturup kendi doğrularınızı ve onların yanlışlarını tartışın. Ama bilerek, ama okuyarak, ama anlayarak ve büyük bir anlayışla yapın. Kırıp, dökmeden yapın. Yakıp, yıkmadan yapın. İnanın bir gün çok ihtiyacınız olacak. Hayattan daha zevk alacaksınız. Bu size renklilik katacaktır. Bu aynı zamanda bizi yoktan var eden Rab’bimizin İlk emridir; OKU…

Kalın sağlıcakla…

Bir Yorum Yazın