Dereyi Geçerken Atını Değiştirmek

  • Yazının Tarihi: 11 Kasım 2014
  • Yazar: Kadri Kulualp
  • Bu yazı 1311 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Dereyi Geçerken Atını Değiştirmek

Elazığspor’un 6 haftalık yenilmezlik serisi hepimizin malumu…
Takım iskeletinin kısa bir zaman içerisinde oluşturulmasına, savunma kurgusundaki ahenk ve orta alan dinamizmi de eklenince başarı kendiliğinden geldi. Sezon başı itibariyle kümede kalmayı hedef olarak belirleyen yönetim kurulu, teknik heyetin ve futbolcuların beklenmeyen reaksiyonu karşısında spor kamuoyuna umut dolu mesajlar vermeye başladı.

Ümit Özat ve ekibi, hücum bölgesinin sol tarafı hariç genel anlamda taşları yerli yerine oturtmuş, forvetsiz kurguda dahi gol yollarında sıkıntı çekmemişti. Özellikle Adanademirspor karşılaşmasında 60-65 dakika bir kişi eksik olunmasına rağmen sahanın tamamını parselleyen bir oyuncu grubu dikkati çekmişti. Dolayısıyla bu satırlardan övgüler ve takdirler birbirini izledi.
Bucaspor maçından önce sevgili Erkan Üşengül’ün konuğu olduğum programda Ümit hocanın Balçova Yaşamspor’a elendiğimiz kupa maçında denediği Erdinç Yavuz’u 11’de düşündüğü, Bilica’nın ise Okan Buruk’un haftalarca ısrar ettiği ön libero modifikasyonundaki gibi orta alanda değerlendirileceği haberini aldık. Samsun ve Adanademirspor gibi bu ligin kalburüstü takımlarına karşı alınan başarılı sonuçlarda son derece etkili olan disiplinli savunma hattı ve dinamik orta alan sisteminden geri adım atılacağını duyunca hayretler içinde kaldım. Kağıt üstünde kazanmaya daha yakın taraf olarak tahmin yürüttüğüm Elazığspor’un bu sezon belki de ilk defa denenecek 3’lü ön libero anlayışı ile rakip kalede ne ölçüde üretken olacağı tam bir soru işaretiydi.

Program içinde Okan Buruk’un bahsedilen sistemle skor anlamında herhangi bir sıkıntı yaşamadığı ile ilgili bir soruya karşılık o sene Serdar Özkan, Serdar Gürler, Rodrigo Tello ve Deniz Yılmaz gibi ön alanda kaliteli ve oyun içinde rotasyona müsait oyuncu grubuna sahip olduğumuzu hatırlattım. Ümit hocanın elindeki dar malzemeden bu üretkenliği beklemek tasarlanan anlayışla imkansızdı. Maç günü kadroyu merakla bekleyen bizler olasılıklar üzerine istişare etmeye devam ederken maceraperestlik olur dediğimiz ilk 11’i çok geçmeden ekranlarda bulduk… Korktuğumuz başımıza gelmişti bile…

Erkan Taşkıran hariç eksiği bulunmayan rakibin o bölgeye Emin Aladağ’ı monte edeceğini biliyorduk. Nitekim öyle de oldu. İç sahada Boluspor karşılaşması hariç galibiyeti bulunmayan Ege temsilcisinin çıkış maçıydı. Takımının attığı 10 golden 6’sının altında imzası olan İskender Alın, ev sahibi için tek ve en büyük silahtı. Erdinç-Eren ikilisi onun koridorunu kapatabilecekler miydi? Cümlenin sonundaki soru işareti her şeyi özetliyor umarım.
İlk devresi bitene kadar hedefi olmayan iki takımın maçını izler gibiydik. Öylesine tatsız, öylesine tuzsuz bir oyun vardı ki, rakibini 8 savunmacıyla karşılayan Elazığspor’un 3. bölgeye topu taşıyacak, Murat Tosun ile Noyan Öz’e pozisyon hazırlayacak ne A ne de B planı vardı… Sabaha kadar oynansa ne biz gol bulabiliriz ne de rakip dediğimiz anda hem kalecimiz atıldı hem de 1-0 geriye düştük. Erdinç’in geri pasını mı yoksa İvesa’nın rakibe servisini mi konuşalım. Yorum sizlerin… İkinci yarıya İmamverdiyev hamlesiyle başladı Ümit hoca… Daha sonra Kayalı ile Atilla’yı değiştirdi. 70’e kadar sahada ne olup bittiğine dair her hangi bir yorum getiremedik. Gerisini İskender getirdi zaten…

Hocasız, sistemsiz, hedefsiz ve taraftarsız bir takıma karşı zorluk derecesi daha yüksek olan maçlarda dahi denenmemiş maceraperest bir dizilişle yeni keşifler arayan Ümit hocanın, maçın sonunu kendisinin hazırladığını söylersek yanlış olmaz sanırım. Milli maç arasından sonra Altınordu, Denizli, Giresun ve Alanya düzlüğüne girecek olan takımın Buca’dan alacağı bir galibiyetle hangi denizlere yelken açacağını benim gibi sizlerde kestirebilirsiniz. 9. hafta itibariyle puan cetvelinin ilk 5 sırası içinde olacakken Samsun öncesindeki durağa tekrardan geri dönüşümüzü bize kimler ne şekilde izah edebilir. Adına kabul edilebilir bir hamle veya alternatif arayışları mı dersiniz bilemiyorum. Zira benim doğrum bir tane.

Ne kazanan ne de alışılan sistem bozulmaz… Daha basit bir tabirle ‘’dereyi geçerken at değiştirilmez’’… Sevgilerimle…

Bir Yorum Yazın