F.Ü’de Atatürk Konulu Konferans

  • Haberin Tarihi: 10 Kasım 2014
  • Bu haber 1282 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
F.Ü’de Atatürk Konulu Konferans

Fırat Üniversitesi tarafından “Atatürk” Konulu bir konferans gerçekleştirildi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün vefatının 76. yıl dönümü nedeniyle Fırat Üniversitesi tarafından “Atatürk” Konulu bir konferans gerçekleştirildi.

Fırat Üniversitesi Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Konferans Salonu’nda saat: 09:05’de saygı duruşunun okunması ile başlayan konferansa, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kazez, Fakülte Dekanları, Üniversite yöneticileri, Öğretim üyeleri ile öğrenciler katıldı.

Konferansa konuşmacı olarak katılan Fırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Turgay Murat, Mustafa Kemal Atatürk’ün; siyasi, kültürel, ekonomik, toplumsal ve hukuksal alanda yapmış olduğu inkılâplarla sadece Türk tarihinde değil, dünya tarihinde de iz bırakmış ender liderlerden biri olduğunu belirterek, “Bu yüzden gurur kaynağımız olan bu büyük insanı çok iyi tanımak ve anlamak her Türk ferdi için bir borç sayılmalıdır” dedi.
üniversiteatatürkkonferans

üniversiteatatürkkonferans2
Yrd. Doç. Dr. Murat, “Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü onun düşüncelerinde varolan sentezlerin toplamıdır. Mustafa Kemal Atatürk bu yönüyle Türk milletinin yeniden uyanışına, birlik ve beraberliğine önderlik etmiş bir liderdir. Bu liderlik onun düşüncelerinde var olan millet egemenliğini hâkim kılana kadar verdiği mücadelenin tamamıdır. Mustafa Kemal Atatürk, vatanın en çalkantılı döneminde bütün riskleri göze alarak, millete yol gösteren büyük bir liderdir. Onun bu liderliği yukarıda bahsettiğimiz dahiliği ve ileri görüşlülüğünden kaynaklanmaktadır. Onun bu liderliği , bağımsızlık, milli birlik ve beraberlik için gösterdiği çabaların sonucudur. Kendiliğinden bu sıfatı kazanmıştır. Nitekim, Mustafa Kemal Atatürk’ü en çok üzen şey bu liderlikte kendisinin diktatör olarak telakki edilmesiydi. Zira O yaradılışı itibariyle diktatörlükten ve diktatörlerden nefret ederdi. Şahıs veya zümre saltanatı, keyfi idare tahakküm ve istibdat ile durmadan mücadele etmiştir” dedi.

Düzenleyen: Uğur Gürtürk

Bir Yorum Yazın