Dışarıda Bir İçeride Üç!

  • Yazının Tarihi: 28 Ekim 2014
  • Yazar: Kadri Kulualp
  • Bu yazı 1165 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Dışarıda Bir İçeride Üç!

Sezon öncesi hazırlık kampından sonra ligdeki hedefini ortaya koyma anlamında ciddi sıkıntılar yaşayan Elazığspor, çalıştıkça kaynaşmaya oynadıkça da alışmaya başlayacağı bir süreçten geçti. Ümit Hoca bu periyodu 6 hafta olarak açıkladı. Belirttiği sürenin sonunda çok daha iyi bir takım izlettireceğini ifade etti. Geçtiğimiz hafta itibariyle tanınması gereken sürenin sonuna gelindi. Manisaspor galibiyetiyle Ümit Hoca’nın haklı çıktığını söyledik. Oyuncularımız hem takımdaşlık hem de kondisyonel anlamda yolun başına göre birkaç seviye yukarıdaydı. Tebrik ettik, aynen devam dedik.

BU SÜREÇ BİZE NEYİ GÖSTERDİ?

Spor kamuoyunda yönetim belirsizliği yaşayan kulübümüzün lige havlu atacağı kanaati vardı. Ümit Özat, Fatih Akyel ve Mehmet Kaplan 3’lüsü elini çabuk tutarak kısa zamanda takımı toparladılar. Büyük paralar harcayan Urfa ve Gaziantep B.B. deplasmanlarında yenilmediler. İçeride ise kötü günler geçiren Ordu ve Manisa’yı net bir şekilde sürklase ettiler. 5 haftalık namağlup serisi herkesi umutlandırdı. Önümüzde Samsun ve Adanademirspor gibi Play-Offları hedefleyen iki önemli takım ile kritik maçlar vardı. Bu karşılaşmalar hedefimizin veya ligin ilk yarısı için puan cetvelinin neresinde olacağımızın öngörüsü açısından ‘’Test maçları’’ niteliğindeydi. Alınacak 4-6 puan ‘’10 takım barajının’’ üstünde olduğumuzun ispatı olacaktı. Randevuların ilki Samsun’daydı.

KADRO TERCİHİNDEKİ GEL-GİTLER DEVAM EDİYOR

Onur Güney’den sol hücumcu olmayacağını defalarca yazdık çizdik. Bizler yorulduk yorulmasına da Ümit Hoca ve ekibi ısrar etmekte ve yanılmakta yorulmadı. Madem ileri uçta Cangele-Çakır-İmamverdiyev’den bir türlü vazgeçilmiyor o halde bu 3’lüden birini sol tarafa atıp forvet kontenjanı boşaltılabilir. En uca ise daha önce Ankaragücü ve Trabzonspor gibi takımlarda forvet olarak tercih edilmiş Çakır kaydırılabilir. Hayır diyorsanız Ömer Yıldız’ı kazanmak zorundasınız, o da olmadı Atilla Yıldırım’ı veya Murat Tosun’u monte etmek durumundasınız. Şapkadan tavşan çıkarmaya gerek yok. Bu şekilde Onur Güney’in de kariyerine yazık ediliyor. Hocasının tercih hatasından dolayı hiç yoktan basının tepkisini çekiyor. Ona da üzülüyorum, yazmayayım diyorum ama bile bile lades de olmaz.

ADINDAN KORKTUK, BİZ DE FAZLA BÜYÜTTÜK

Maçın başında golü bulduktan sonra geri çekilme psikolojisi Türk futbolunda alışkanlık haline geldi. Skoru koruma düşüncesi bir yere kadar kabul edilebilir zira 85 dakika 50 metrede oynanmaz. Eminim Ümit hocada kenardan defalarca uyarmıştır ama sahadakiler bilinç altına yerleştirdiklerinden bir türlü vazgeçemediler. Kazandığımız topları olumlu kullanmak adına Cangele ve İmamverdiyev pas trafiğini iyi kuramadılar, Onur Güneyde tipik bir bek gibi Kalkan’a yapışınca ortada bir kişi eksik kaldık. Forvetsiz kurgularda merkez oyuncularınızdan en az birinin hücuma katkı vermesini veya beklerinizden gidip gelmelerini istersiniz. Birol Hikmet’te 2 haftadır ciddi bir düşüş var. Kayalı’nın yüküne ortak olmadığı gibi 3. bölgeye de destek vermeyince verimsizliği tavan yaptı. Kalkan-Onur ikilisi çok içi içe girdiklerinden kanatlarında oynayan rakip hücumcuları ekstra cesaretlendirdiler. Cangele üçgenler kuracak ikinci partnerini bulamayınca rakip savunmacıların arasında kayboldu. İmamverdiyev dinamik olmasına rağmen üretkenlikten uzak bir günündeydi. Çarklar doğru işlemeyince ilk yarının sonuna kadar üç pası bir arada yapamadık. İmdadımıza devre yetişti de soyunma odasına 1-0 önde girdik.

Erhan Altın ikinci 45’e Recep Niyaz-Musa Aydın değişikliğiyle başladı. Umar-Adilovic-Mbilla 3’lüsünün arkasına Musa’yı gönderdi. Ümit Hoca ise İmamverdiyev’in yerine haftalardır görev vermediği Noyan Öz’ü oyuna dahil etti. 55’e kadar iki ters kademe yapan İzzet’in defansif gayreti ile ayakta kalmaya çalıştık. Musa Aydın’ın gölüyle skora denge geldikten sonra Birol-David Deniz değişikliği geldi. O da yaraya merhem olmayınca Murat Kalkan-Berk Yıldız ile değişti. Ümit Hoca geriye yaslanan takımını tetiklemek için kulübesini elinden geldiğince iyi kullanmak istedi zira Samsunspor 75. dakika içinde 2 net gol pozisyonundan yararlanamadı. Erhan Hoca sahanın en iyilerinden olan Taha’yı kenara alarak Serdar Eylik’i kullanmak isteyince ev sahibi ekip bir anda 4-5 hücumcuya dönmüş oldu. Merkezdeki gediği değerlendirmesi gereken taraf Elazığspor’du. Topla oynamaya başlamamıza rağmen Noyan’ın formsuzluğu ve Berk’in top koordinasyonunda yaşadığı problemlerin de etkisiyle sahadan beraberlikle ayrıldık.

‘’Kazanamıyorsanız kaybetmeyeceksiniz’’ felsefesinin neticeye dönüştürülmesi açısından teknik heyeti kutlamak gerek ama golü bulup koparabileceğiniz ve hiç hesapta yokken olası bir Adanademirspor galibiyeti ile 14 puanla kendinizi ilk 6’nın içine atacakken ayağınıza kadar gelen bu fırsatları da değerlendirmeniz lazım… Sezon başındaki sancılardan mevcut duruma gelinmesi başarılı bir çizginin olduğuna işarettir bunu kabul ediyoruz. Eleştirilerimiz bu takımın kadro rotasyonunun daha akılcı kullanılması halinde Play-off potasına girebileceğimizi gördüğümüzden ve rakiplerimizi takip ettiğimizden dolayıdır.
Cumartesi günü oynayacağımız zorlu Adanademirspor karşılaşmasında taraftarlarımızın desteğine ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek doğru kurguyla ve iyi konsantre olunması halinde sahamızda galibiyete daha yakın taraf olduğumuzu düşünüyorum. Rakibimiz ligin favorilerinden biri olarak gösterilmesine rağmen 3 haftadır kazanamamanın stresiyle geliyor. Hüseyin Kala, Özgürcan Özcan, Hurşut Meriç ve Beykan Şimşek gibi önemli silahlara sahipler… Yukarıları hedeflemek istiyorsak Elazığ’da oynayacağımız bu ve buna benzer maçları kazanmamamız gerekiyor.

‘’Dışarıda 1 içeride 3’’ parolasının anlam kazanabilmesi için tüm Gakkoşlar hafta sonu Atatürk Stadyumuna… Sevgilerimle…

Bir Yorum Yazın