Sahi Elazığ’ın Sembolü Ne?

  • Yazının Tarihi: 26 Ekim 2014
  • Yazar: Fatih Karakaya
  • Bu yazı 2709 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Sahi Elazığ’ın Sembolü Ne?

Küresel sınırların kalktığı ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği iletişim çağında, adı her ne olursa olsun güçlü şehir oluşturmanın yolu, o kenti temsil eden, kentle ve kent insanıyla özdeşleşmiş, uygun bir sembolün kullanılabilirliğini yaygınlaştırmaktır.

Bizlerin Elazığ dışında ya da şehrimize gelen misafirlere Elazığ “Doğunun Paris’i, Yükselen Yıldızıdır” dememizle maalesef şehrimiz sınıf atlamıyor. Neden mi? İnsanların zihinlerine yerleşmiş, sembolleşmiş dünyanın önemli kentlerine bakın. Örneğin;

Paris’in Eyfel Kulesi’yle, Londra’nın Big Ben Saat Kulesi’yle, New York’un Özgürlük Anıtı’yla, Pekin’in Meşhur Tiananmen Meydanı’yla özdeşleştiğini görürsünüz. Aslında bu örnekleri dünya genelinde çoğaltabileceğimiz gibi aynı örnekleri Türkiye’den de verebiliriz.
Fazla uzağa gitmeye gerek yok;

En yakın komşumuz Malatya’nın Kayısı, Konya’nın Mevlana Türbesi, İzmir’in Saat Kulesi, Urfa’nın Balıklı gölü, Trabzon’un Sümela Manastırı’yla nasıl özdeşleşip insanların zihinlerinde sembolleştiklerini görüyoruz. Malum çağımız İmaj çağı. Her şeyin imajla, sembolle, tanıtıldığı ve bu semboller sayesinde kentlere ciddi bir ekonomik katkı sağlandığı günümüzde bu soruyu sormadan geçmek istemiyorum. Her gün modern köye dönüşüyoruz diye sitem ettiğimiz Elazığ’ımız neyle temsil ediliyor? Ya da Elazığ’ımızın sembolü ne?

Dışarıdan bakan insanın Elazığ deyince ilk aklına gelen ne? Beyaz Saray’ın sütunlarını bile bizden giden mermerler süslüyor diye kendimizi avuttuğumuz fakat Afyon’un çoktan sahiplendiği Hazar Dağlı Kavşağı’na Anıt Mezar gibi diktiğimiz Vişne Mermerimiz mi?
Yoksa daha yeni yeni kıymetini anlamaya başladığımız Harput’umuz mu? Ya da doğa Harikası Tektonik oluşumlu Hazar Gölü’müz mü? Dutu, orciği, dutunusu mu? Çaydaçırası, unutulmaya yüz tutmuş sekiz köşe şapkası mı? Sahi neyi meşhur?

Malesef hepimiz farklı cevaplar veriyoruz. Yüce Allah’ın verdiği kayısısı dışında bir zenginliği olmayan Malatya , onunla Türkiye’de sembolleşip dünya pazarına açılırken, Harput’u, Keban Barajı, Hazar Gölü başta olmak üzere, olanca tarihi ve turistik zenginliğine rağmen, Elazığ’ımızın maalesef; toplum tarafından kabul görmüş gerçekten Elazığ’ımızı bu temsil ediyor’ diyebileceğimiz bir sembolü yok.

Güneşe hasret Trabzon’da, Gümüşhane’de Pestil-Köme festivalleri yapılıp taşıma üzümle onlarca Pestil-Köme fabrikası kurulurken, zengin üzüm bahçelerine sahip Elazığ’ımızın hala bu işi amatörce ve ilkel yöntemlerle yapıp ekonomik önemini idrak edememesi ne kadar ilginç değil mi? Sizce de Elazığ’ımızın Tarihi ve Kültürel zenginliğine vurgu yapacak etkili ve güçlü bir sembolle özdeşleşmesinin vakti gelmedi mi?

Ne olabilir? Artık orası yetkililere kalmış bir durum. Umarım yetkililer bir an önce işi ciddiye alırlar işi ehillerine teslim ederler de Elazığ’ımız hak etmediği bir olumsuzluktan daha kurtulmuş olur.

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Burak
    26 Ekim 2014 15:31

    Fatih Bey gerçekten harika konulara değiniyorsunuz. Bilindik gerçekler ama bunların üzerine basıla basıla dikkati nazara sunulması gerekiyor. Dostane uyarılar dostane hatırlatmalar yapıyorsunuz. Takip ediyoruz gerçekten portal olarak önemli hususları değerlendirip Elazığ’ın gelişimi noktasında uyarılar yapıyorsunuz.

    Bugün Elazığ’ımız gerçekten 114 çeşit üzümüyle (bir zamanlar), Harput musikisiyle, kürsübaşıyla, türkiyede antepten sonra 2. olduğu söylenen ama gerçekte 1. olduğu zengin mutfak kültürüyle, vişne mermeriyle, batıda bulunsa kuş cennetine dönüştürülmesi muhakkak olan Hazar gölüyle bambaşka zenginliklere sahip. yeterki sahip çıkılsın yeterki elinden tutulsun.

    hatırlatmalar için Allah razı olsun diyorum.

Bir Yorum Yazın