Bu Kadar Taviz Neden?

  • Yazının Tarihi: 9 Ekim 2014
  • Yazar: Fatih Karakaya
  • Bu yazı 928 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bu Kadar Taviz Neden?

Zamanın birinde, bir otlakta koca bir öküz sürüsü yaşarmış. Otlak gayet büyük ya masalda bu ya, aynı otlakta bir de aslan sürüsü yaşarmış. Belki bir süre sessiz sedasız ve hatta kardeş kardeş bile yaşamışlardır kim bilir ama beklenen son çok fazla bekletmez bizi. Öküz sürüsü kalabalık, gayet de iriler ama karşı tarafta da aslan, serde Aslanlık var yani… Uzatmayalım, sonunda aslanlar bir cesaretle sürüye yaklaşır, bir iki taciz hareketiyle bakarlar ki bu sürü bildikleri sürülerden değil, avlanmak için başka bir yol lazım. Etraftaki ufak hayvanlar sadece açlıklarını bastırıyor. Başlarlar çözüm aramaya.

Sürünün akıl önderi topal aslan, yanına bir iki aslanı da alarak elde beyaz bayrak öküz sürüsüne yaklaşır. Öküz sürüsünden boz öküz ve birkaç arkadaşı karşılar onları, hoş beş faslından sonra topal aslan konuya girer. Hissettikleri derin kardeşlik duygusundan, bir arada yaşamanın verdiği mutluluktan bahseder ama işte bir ama vardır. Öküz sürüsündeki şu sarı tüyleri ile salına salına gezen sarı öküz ’’Aslanın aklına öküz düşürüyormuş’’ onu aslanlara verseler de kardeşliklerine halel gelmese imiş. Boz öküz ve diğerleri bu teklifi düşünmeye daha sonrada konuşmaya başlamışlar, galiba olanda o zaman olmuş. Sarı öküzün aslanlara verilmesi karara bağlandığında öküzler arasından tek bir farklı ses çıkmış oda benekli öküzün sesiymiş. Benekli öküz ne kadar yapmayın yanlış yapıyorsunuz dese de sözünü dinletememiş arkadaşlarına. Topal aslan bu turun galibiyeti ile sürüsüne dönmüş ama bir zavallı öküz ne kadar tok tutabilir ki koca aslan sürüsünü. İkinci seferde topal aslan yine aynı şekilde varmış öküz sürüsünün otlağına, bu defaki şikayet ise kuyruğu uzun öküz! Bir kuyruk bu kadar mı uzun olur, bu kadar mı sallanır, daha ne kadar o kuyruğa ve diğerlerine zarar vermemek için kendimizi tutabiliriz bilmiyoruz. Barışın devamı için kuyruğu uzun öküz feda edilirken yine karşı çıkan tek farklı ses benekli öküzün sesidir. Uzun kuyruklu öküzün verdiği tokluk hissi de kuyruğu kadar uzun olmamış.

Bu istekler böyle uzun bir süre devam etmiş. Öküz sürüsünün azalıp aslan sürüsüne karşı gücü kaybolmaya başlayınca aslanlar iyice küstahlaşıp artık bahane bulmaksızın öküzleri birer birer mideye indirmeye başlamışlar. Bu gidişatın kendisine ve arkadaşlarına varacağını anlayan boz öküz ve arkadaşları nerede hata yaptıklarını düşünüp ararken koronun farklı sesi benekli öküz söze atılır;

‘’Biz bu savaşı sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik’’der. Eminim bu hikayeyi neden anlattığımı merak etmişsinizdir? Köşemi takip edenler bilirler. Bu hikayeyi 2 Nisan 2012 tarihli, açılım sürecinin başladığı dönemlerde ’’ Sarı Öküzün Düşündürdükleri’’ başlığıyla köşemde paylaşmış ‘’Beyler neyin açılımı?’’ diye açılım sürecinin yanlışlığına dair düşüncelerimi dile getirmiştim. Yazımın sonunda da ben inşallah ben yanılırım da yazdıklarım da boşuna gider yazmıştım. Aradan daha 2 yıl geçmeden zaman beni haklı çıkardı. Çünkü ; 35 bin sivil, 8 bin askerimizin şehit olduğu terör olaylarının bir demokratik açılım paketiyle sonuçlanacağına inanmak fazla safdillik olurdu. Önce ‘’Kürt açılımı’’ sonra ’’Alevi Açılımı’’ ve daha sonra ’’Roman Açılımı’’ olarak başlayan ve ‘’Demokratik Açılım’’la süren süreç, yüzyıllardır bu topraklar üzerinde dostça ve kardeşçe birbirinden ayrısı gayrısı olmadan yaşayan insanları farklı düşünmeye, farklı yaşamaya sevk eder ki bu da kardeşlik duygularına onarılması güç zararlar verir. Güneydoğuda devlet yanlış yapmıştır. Kimse bunu inkar edemez. Elbette ki devletlerin yanlış yapma lüksü yoktur. Ama nihayetinde o devleti yönetenlerin hata yapma lüksü olan bizler olduğumuzu unutmayalım.

Tarihimizde millet bilinci toplum için hep en önemli mihenk taşı olmuştur. Devletin bekası her şeyden üstün tutulmuştur. Doğru ya da yanlış. Katılırsınız ya da karşı çıkarsınız ama;
Gerektiğinde devletin bekası için kardeş katli fetvasına bile cevaz verilmiştir. Devlet geçmişte güneydoğuda bazı yanlış kararlar almış yada bölgede devleti temsil konusunda ki kişilerin yanlış tutumları sayesinde devlete karşı bir antipati oluşmuş olabilir. Kaldı ki Diyarbakır, Hakkari ahalisine yapılan yanlışlığın başka bir boyutu gün olmuş Rize, Afyon, Edirne ahalisine de yapılmıştır ama; bunun karşılığı silaha sarılıp devletin askerine polisine kurşun mu sıkmaktır ya da vatandaşın türlü eziyetlerle dişinden tırnağından biriktirerek aldığı evini, arabasını ateşe vererek zor ekonomik şartlar altında evine ekmek götürmeye çalıştığı iş yerini yağmalamak mıdır?

Maalesef; demokratik açılım gibi söylemler bu art niyetli insanların ekmeğine yağ sürmüştür. Bir değil on demokratik açılım da yapsanız terör olayı bitmeyecektir. Bilakis sizin attığınız her demokratik adım size antidemokratik bir adım olarak geri dönecektir. Bitmeyecektir. Çünkü ; bu tartışmalar üzerinden rant yiyenler bu işin bitmesini istemeyecektir. Siz isteseniz de büyük silah şirketleri bu tartışmaları bitirmeyecektir.

Körfez savaşında Türkiye’ye sığınan sığınmacılar nasıl yıllarca terörün alt yapısını oluşturduysa, Suriye’de yaşananlar ve çözüm süreci bugün için yine PKK’ nın ekmeğine yağ sürmüştür. Bu ülkenin başbakanı bile bu iş açılım süreciyle bitmez ancak minimize edilebilir demedi mi? Peki tüm bu gerçekler biliniyorken bir edilebilirlik uğruna bu kadar taviz niye?

2 yıl önce yazdıklarım beni yanıltmadı ama umarım birkaç hafta önce kaleme aldığım Suriye tehlikesi başlıklı köşe yazım beni yanıltır. Son günlerde yaşadığımız sokak eylemlerinde özellikle Antep ve Mersin gibi Suriye nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde ön saflarda Suriyelileri görmek gelecek açısından çok da iyiye işaret değil. Umarım yazdıklarımda yanılırım. İlk kez bu kadar çok yanılmayı istiyorum .

Bir Yorum Yazın