PTT’DE KAYIP BİR YILIMIZ VE GELECEĞİMİZ!

  • Yazının Tarihi: 24 Mayıs 2015
  • Yazar: A.Samet Eren
  • Bu yazı 2174 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

PTT’DE KAYIP BİR YILIMIZ VE GELECEĞİMİZ!

2014-2015 sezonuna yönetimi belirlenmemiş ama; yönetimi de kimseye kaptırmaya niyeti olmaya mevcut yönetim; belki de Elazığspor, tarihinin en zor ve belirsizliklere dolu hazırlık sürecini yaşamıştı. Teknik kadro ve transferler son güne bırakılmış, Osmanlıspor karşısına şaşkın ve ne yapacağını bilmez bir şekilde çıkmıştık.
*****
Neyse ki son gün ve birkaç gün öncesinde netleşen transferlerin bir çoğu Süperlig’den düşen takımımızda forma giymiş veya önceki yıllarda Elazığspor formasını terletmiş futbolculardan olması, adaptasyon sürecini hızlandırmıştı.
*****
İlk iki hafta alınan yenilgilerin yanı sıra takımın fiziksel açıdan da hazır olmayışı, teknik ekibin kötü sonuçlardan sonra en az 6-8 haftaya ihtiyacımız var demesiyle, var olan opsiyonunu kullanmak istedi. Fakat Elazığspor 3.hafta Urfa beraberliği 4.hafta Orduspor galibiyeti takımın moral ve kendine güven açısından olumlu duruma getirdi.
*****
Alınan iyi sonuçlar ve beklenenden önce toparlanma başta Ümit ÖZAT ve tüm ekibine, hem tebriklerimizi hem de övgüleri takdim ettik. Elazığspor iyi futbol ve sonuç olarak da puan veya puanlar alırken istikrarlı 11’imiz ve başarıya aç birbirine kenetlenmiş teknik kadromuz vardı. Neler olduysa, takım nasıl olduysa önce teknik kadro kendi içinde birbirine girdi. Birileri gitti birileri geldi. Kadro dışılar başladı.
*****
Sendeleyerek de olsa sezonu plaka kodumuz olan 23 puanla 7. sırada tamamladık. Sezon başındaki hedefin ötesinde fakat; bu başarının hiçte tesadüf olmadığını futbol oteriteleri söylemeye başlamıştı. NEDEN Mİ? Elimizdeki mevcut kadro bu ligin 3 bilemedin 4. takımdan sonra en kaliteli ayaklarına sahip bir takımdı. Sadece ve sadece gol yollarında usta bir santrafor transferi yapabilseydik ve teknik kadrodaki çatlak sesleri önceden sezebilseydik. Belki de demek bana zor geliyor bu takım mutlak suretle play off oynardı. Aksini düşünen sanırsam yoktur.
*****
İşte bu noktada yönetime sitem edesim var? Bırak öncesinde bu teknik kadroyu lav etmeyi, daha gidişinde bile Özat, kalmasaydı biz ligden düşmüştük ifadesi beni derinden üzmüştü. Şimdi ben soruyorum, bu yıl teknik kadroda kaç kişi gitti-geldi ve o kadro dışıların hesabını kim ödeyecek?
*****
Özat dönemini çok fazla konuşarak siz değerli okurlarımı sıkmak istemiyorum. Ama şunu söylemeden de geçemiyecem, televizyon programlarında da söylemiştim. Yerel basını takmam diyen, şanlı Elazığspor taraftarını çileden çıkaran ve Elazığspor tarihinde kara leke olan Özat’a bundan sonraki yaşamında başarılar dilemiyorum.
*****
Özat sonrası takımı gelecek yıl teslim edeceğimiz bir isme teslim etmenin doğru olacağını daha Bayram BEKTAŞ gelmeden söylemiştim. Giresunspor maçı öncesinde eski takımına teknik patron olarak dönen Bayram BEKTAŞ’a koşulsuz bir sevgi ve çok fazla tepki olmamasının asıl nedeni Özat, sonrası kim olursa olsun, yeterki Özat gitsin de…
*****
Şimdi asıl soru? Elazığspor’da sayın Bektaş veya Fatih TERİM gelse başarılı olur muyuz? Bu takımın hedefi nedir?

Hedefleri ile paralel olan mali ve idari yapısı var mı? Dün (23.05.2015) Elazığspor Olağan Mali Genel Kurulunda borcunun 44 milyon civarında olması; aslında konuşacağımız ve planlayacağımız bir çok şeyin karşısında duvar gibi duruyor ve duruyor olacaktır. Ağustos 2014’de öğretmen evindeki son genel kurulda 27 milyon civarındaki bu borcun 1 yıl geçmeden 44 milyona ulaşması, bonservis bedeli ödemeden yapmış olduğumuz transferlerin bu borca ne kadar katkı sağladığının yorumunu siz değerli okurlarıma havale ediyorum.
*****
Şimdi bu yönetimin yapması gerekenler neler olmalı? Kısaca özetlemek gerekirse, tüm camiayı kucaklayıcı bir felsefeye sahip olmanın yanında, kalıcı gelirleri olan ve yıllardır taslak aşamasında olan o projeleri bir an önce hayata geçirmiş ve ” Spor Yönetimi Bilimleri “ ışığı altında profesyonel bir yönetim anlayışına sahip olmak gerekir. Ayrıca hem teknik hem de futbol kadrosunda istikrarı yakalamanın doğru olacağı kanısındayım.

Zira “AYNI TAS, AYNI HAMAM SÖZÜNÜ” sık sık kullanmak zorunda kalacağız.

Selam ve saygılarımla…

Bir Yorum Yazın