Mehmet Akif İnan’ı Rahmetle Anıyoruz

  • Yazının Tarihi: 8 Ocak 2015
  • Yazar: İbrahim Bahşi
  • Bu yazı 2082 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Mehmet Akif İnan’ı Rahmetle Anıyoruz

Sendikacılığı, sınıf ve zümre için yapılacak bir uğraş olarak görmeyip, “Türkümüz dünyayı kardeş bilendir/Gökleri insanın ortak tarlası” dizelerindeki kuşatıcılıkla 14 Şubat 1992’de yola koyularak yeni bir çığır açan Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan 1940’ta Urfa’da dünyaya geldi.

Tanzimat’la birlikte başlayan halk-aydın farklılaşması ve çatışmasında halkın cenahında saf tutan, Batılılaşma sürecinde önce örselenen, sonra da tarumar edilen medeniyet değerlerinin yeniden inşa mücadelesine kalemiyle, kelamıyla, tebeşiriyle, eylem önlüğüyle; şair, yazar, yayıncı, hatip, öğretmen, sendikacı kimliğiyle en üst seviyede katkı sunan, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in kurucu Genel Başkanı Mehmet Akif İnan’ı, vefatının 15. yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.

Mehmet Akif İnan, duruşunu, Batılılaşma süreciyle başkalaşmış, taklitçi, kendi milletini beğenmeyen, hatta aşağılayan, geleneğin ve yerli birikimin bütün bir yekûnuna düşmanlık sergileyen aydın tipinin karşısında konumlandırmıştır. Bu duruş, türlü mahrumiyetleri ve mücadele zahmetini beraberinde getiren bir duruştur. Yönünü cebrî bir kesinlikte Batı’ya çevirmiş bulunan rejim, buna uygun bir yöneliş içerisinde bulunan kişi ve kurumları yüceltirken, yerli düşüncenin ve hareketin ihyasına yarayacak her türlü adımı tehdit olarak algılamış, yerli düşüncenin temsilcilerini itibarsızlaştırarak etkisizleştirmeye yönelmiştir. Mehmet Akif İnan’ın hayatı boyunca içerisinde bulunduğu uğraşılar, akıntıya karşı kürek çekme kabilinden çabaları da kuşanmasını beraberinde getirmiş; güçlükler içerisinde dergiler çıkarmış, geniş maddi imkânlar elde edebileceği vasatlara hiç yaklaşmamış, sendikal örgütlenmenin ilk yıllarında soruşturmalara, tehditlere, maruz kalmış; ekonomik darboğazlarla karşı karşıya kalmış, hayatın ve mücadelenin yükünü heybetli omuzlarında hep taşımak zorunda kalmıştır.

Mehmet Akif İnan, çok yönlü bir insandır; bir aydındır, bir şairdir, bir yazardır, bir öğretmendir, bir hatiptir, bir yayıncıdır, bir sendikacıdır. Hakkında yapılan değerlendirmelerde, onu tanımlamada kullanılan kararlı, ilkeli, vakarlı, nezaketli, insaniyetli, şefkatli, merhametli, mücadeleci, lider, cömert, dürüst, zarif, naif, kibar, nüktedan, karizmatik, hatırşinas, beyefendi, centilmen, sevda adamı, dava adamı, kültür adamı, gönül adamı, eylem adamı gibi nitelikler, onun sanat-edebiyat camiasında, eğitim camiasında, sendika ve siyaset camiasında hep merkez şahsiyet olduğunu göstermektedir.

Mehmet Akif İnan, has şair, soy şair, Hicret Şairi, Kudüs Şairi, Mescid-i Aksa Şairi olarak tanınır. İnan, Fuzulî, Nâbî, Şeyh Gâlib, Muallim Nâci, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fâzıl Kısakürek, Sezai Karakoç silsilesiyle ulaşan ve arkadaşları Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören’le birlikte tevarüs ettikleri İslami Şiir Akımı’nın temsilcilerinden biridir. Mehmet Akif İnan, şairliğinde de, gelenekle olan bağını koparmamış, geleneği taklit etmekten kaçınmış ama gelenekten modern bir yorumla yararlanmasını bilmiştir. Az kelimeyle çok şey anlatma hedefine yoğunlaşan İnan, sehl-i mümteni tarzında, mısra-ı berceste hüviyetinde, tasavvufi duyarlılığı taşıyan, derin ve katmanlı anlamlar barındıran şiirler yazmıştır. Mehmet Akif İnan’ın şiir ve nesirleri okunduğunda, bir inanmış adamla karşılaşılır.

Mehmet Akif İnan, bir öğretmen olarak da dikkat çekici hasletleriyle öğrencilerinin gönlünde taht kurmuştur. Öğretmenliğini, medar-ı maişet olmanın ötesinde “Olağanüstüler” şiiriyle bağlılığını dillendirdiği peygamberimizin mirasçısı olmanın bir imkânı olarak değerlendirmiştir. Akif İnan, öğretmenliği sadece sınıfta gerçekleştirilen bir etkinlik olarak değerlendirmemiş, öğrencilerini her zaman ve zeminde yetiştirmenin gayreti içerisinde olmuştur. İnan, kendi kendini motive eden; meslek yaşamında nazik, müşfik, fedakâr, merhametli, ufuk açıcı, istikamet verici bir öğretmendir.

Mehmet Akif İnan’ın en büyük eseri, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’dir. “Ve bir sofra gibi sersem önünüze/Yerli düşüncenin ürünlerini” diyen İnan, yerli düşüncenin sivil alanda en diri biçimde savunulmasını sağlamak bakımından sendikal örgütlenmeye büyük önem vermiştir.

Mehmet Akif İnan, 1992 yılında kurulan Eğitim-Bir-Sen’in ve 1995 yılında kurulan Memur-Sen’in örgütlenme çalışmalarının ilk yıllarında maddi ve manevi fedakârlıklarıyla veren el olmanın en güzel örneklerini de ortaya koymuştur. Büyük emek ve fedakârlıklarla kurulan ve medeniyet değerleriyle barışık örgütlenmelere karşı tavırlı siyasi iradenin ve onun paralelinde hareket eden bürokratik yapının tüm engellemelerine karşın kuruluşunda ve 28 Şubat’ın karanlık günlerinde hayatiyetini sürdüren Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen, Türkiye’nin normalleşmesi sürecine en büyük katkıyı sunmuş, demokratik teneffüs alanlarının genişletilmesi doğrultusunda üyelerinin ve milletimizin yüzünü güldüren ciddi çalışmalar yapmıştır.

“Yaslasam gövdemi karlı dağlara/Sonsuz bir uykuya kavuşsam bir gün” diyerek, 6 Ocak 2000’de sonsuzluğun sahibine kavuşan çağın soylusunun attığı tohumlar ormana dönüştü. Bıraktığı miras ise bütün mağdur ve mazlumların umut ışığı oldu.

Bugün Eğitim-Bir-Sen 300 bin üyesiyle, Memur-Sen ise 800 bin üyesiyle Mehmet Akif İnan’ın, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm/Destanlar yayılır mezarımızdan” mısralarının mazmununa muvafık, Türkiye’nin en büyük sendikası olarak, medeniyet değerlerinin savunulması doğrultusunda destanlar yazmış, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” ilkesi doğrultusunda mazluma, mağdura el uzatmış; çalışanların sosyal ve ekonomik kazanımlarının artırılarak müreffeh bir toplumun inşasına yönelik çalışmalar yapmış, kurucusunun hayırla ve rahmetle anılmasına vesile olmuştur.

Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezimiz, Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan’ın vefatının 15. yılı dolayısıyla bir anma programı ve sempozyum düzenlemektedir.

6 Ocak 2015 tarihinde Mehmet Akif İnan’ın Harrankapı aile mezarlığındaki kabir ziyareti ile başlayacak program, “Mehmet Akif İnan’ın Hayatı, Düşüncesi, Mücadelesi, Eserleri” başlıklı panel ile programın Şanlıurfa ayağı tamamlanacak. 9-10 Ocak tarihlerinde Başkent Öğretmenevi’nde yapılacak sempozyum ise saat 14.00’da açılış konuşmalarıyla başlayacak. Yedi Güzel Adam’dan Rasim Özdenören ve Nuri Pakdil’in yanı sıra Akif İnan’ı tanıyan birçok konuşmacının katılacağı sempozyum dört oturumla tamamlanacak.

60 yıllık ömründe ortaya koyduğu kimlik, duruş ve çalışmalarla medeniyet dünyamızda bir yıldız gibi parlayan merhum Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan’ı rahmet ve minnetle anıyor; eserleriyle katkı sunduğu, zenginleştirdiği medeniyet havzasına ait olmaktan ve onun takipçisi olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Bir Yorum Yazın